
Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Uzmanlık alanınız ve yaklaşımınız nedir?
Ben Op. Dr. Arash Jafari. İranlı bir baba ve Türk bir annenin iki oğlundan biriyim. İran’da
doğdum. Lise ve üniversite eğitimi için Türkiye’ye geldim. Bunları tamamladıktan sonra
uzmanlık eğitimi için Almanya’ya gittim. Bu eğitim sırasında Amerika başta olmak üzere
çeşitli ülkelerde eğitimim için bulundum.
Almanya’da genel cerrahi ve travmatoloji alanında uzmanlaştıktan sonra plastik, estetik ve rekonstrüktif cerrahi uzmanlık eğitimine başladım ve bunu tamamladıktan sonra el cerrahisi alanında uzmanlaştım. Son olarak Hamburg’da ülkenin en köklü plastik cerrahisi
hastanesinde; BG Klinikum Hamburg’da ve Uniklinik Eppendorf’ta (Hamburg Üniversitesi Tıp Fakültesi) uzun yıllar çalıştım. Aynı Üniversite’de Transgender (cinsiyet değişikliği)
Merkezi’nin sorumlusu oldum. Son olarak Almanya’nın en köklü meme kanseri merkezi olan Jerusalem Krankenhaus Hamburg – Mammazentrum Hamburg da uzun yıllar çalıştım ve hala oranın onursal hekimi olarak çalışmalarıma devam etmekteyim.
Yaklaşık 12 yıldır da ülkeme, Türkiye’ye, İstanbul’a döndüm. Çünkü İstanbul’u çok
seviyorum; bu şehrin büyüsüne aşığım ve bence İstanbul son yıllarda dünyanın estetik
başkenti oldu. Bu yüzden Levent’te kendi kliniğimi açtım ve hastalarıma hizmet veriyorum.
Estetik cerrahide son dönemde en çok hangi taleplerle karşılaşıyorsunuz?
Medikal estetik alanında birçok yenilik gelse de ana cerrahi işlemler her zaman sabit kalıyor.
Örneğin meme büyütme, meme dikleştirme, yüz germe, boyun germe, karın germe, vücut
şekillendirme ve liposuction gibi her daim talep gören cerrahi alanlarımız var.
Medikal estetikte botokslar her zaman revaçta. Son yıllarda çok popüler olan mezoterapiler
ve bunların içinde farklı dallara ayrılan mezoterapi uygulamaları, vitaminler oldukça revaçta ve ilgi görüyor. Tıbbın ve teknolojinin gelişmesiyle çok güzel ürünler ortaya çıkıyor. Son yıllarda değişmezlerden biri de eksozomlar ve kök hücreler; bunlar da gerçekten hastaları
büyük oranda memnun ediyor ve biz de severek uyguluyoruz, çünkü olumlu sonuçlarını çok bariz bir şekilde görüyoruz.
Burada önemli olan; hastaların gittikleri yerlerde kliniğin şartlarına, doktorun becerisine ve en önemlisi de ürünlerin Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı olup olmamasına işlem yaptırmadan önce mutlaka dikkat ve kontrol etmesi gerekiyor.
“Doğal sonuç” dediğimizde siz neyi kastediyorsunuz?
Doğal sonuç dediğimizde şunu kastediyorum: Güzel olacağım diye kişiliğini ya da karakterini
değiştirmemek gerekiyor. Yani güzellik uğruna; size uymayan, kişiliğinize, hayat tarzınıza,
görüşünüze, yaşadığınız yere, toplumunuza, ailenize ve ya işinize uymayan bir şekle
girmemelisiniz.
Bence güzellik çok subjektif bir kavram; kişiden kişiye, toplumdan topluma değişkenlik
gösteriyor. Ama bence güzellik, herkesin kendisinin en iyisi olması. Çok abartılı işlemlerden kaçınırsak ve hekim-hasta ortak paydada “tadında, kararında” buluşursa kesinlikle doğal sonuç ortaya çıkar. Ancak hastanın beklentisi çok abartı olursa, ortaya çok da hoş olmayan sonuçlar çıkabilir.
Bir işlemin uygun olup olmadığına karar verirken hangi temel kriterlere
bakıyorsunuz?
Çok sevdiğim bir söz var: İyi bir doktor bir işlemi nasıl yaptığını bilir; ama ondan da daha iyi bir doktor bir işlemi ne zaman yapmaması gerektiğini bilendir. O yüzden profesyonel hekimler için “hayır” demek çok önemli. Biz yeri geldiğinde hastaya dur demeliyiz, “yeterli” demeliyiz ve hastayı çizgisinin dışına çıkartmamalıyız. Örneğin bir hasta aşırı derecede büyük göğüsler istiyorsa bu konuda bilinçlendirmemiz gerekiyor; ilerleyen zamanlarda ciddi sorunlarla karşılaşabileceğini söylememiz ve uyarmamız gerekiyor. Ya da yüzüne hiç yakışmayacak bir şekilde aşırı iri dudaklar istiyorsa yine uyarmamız gerekiyor.
Kriterler şu: Doğru hasta, doğru işlem ve doğru eller. Bu kriterler çok önemli.
Hastaların en sık yaptığı hata nedir? (Beklenti/iyileşme süreci/karar aşaması)
Özellikle son yıllarda sosyal medyanın gelişmesiyle, Instagram’ın hayatımıza çok fazla
girmesiyle ve filtreler, FaceApp’larla birlikte hastaların beklentileri gerçek dışı sonuçlara
itilebiliyor. Bu tür bilgisayar ve teknolojik oyunlara gelmemek gerekiyor.
Her şeyden önce hastaların beklentileri gerçekçi olmalı. Her hasta aslında kendisinin yaşının en iyisi olmalı. 50 yaşındaki bir hasta 20 yaşındaki bir genç kızın yüzüne kavuşmak istiyorsa; birincisi bu imkânsız, ikincisi olsa dahi çok hoş olmaz. O yüzden beklentiler her zaman gerçekçi olmalı; hastalar kendi yaşlarının en iyi versiyonu olmalıdır.
Sosyal medya ve filtre kültürü, estetik beklentilerini nasıl etkiliyor?
Bu tarz uygulamalara kanmamak gerekiyor. Zamanla hastalar kendilerini o photoshoplu
görüntülerle karıştırıyor; esasen Photoshop’taki halini kendisi zannediyor ve aynaya
baktığında başka birini görüyor. Bunun için bizim kapımızı çalıyorlar ve o Photoshop’taki
görünüme kavuşmak istiyorlar. Bunlar çok gerçekçi olmuyor ve buna kavuşamayınca
psikolojik sıkıntılar yaşayabiliyorlar.
O yüzden bu tarz uygulamalardan kaçınmak gerekiyor. Ya da kullanıyorsanız, dozunda;
aşırıya kaçmamak kaydıyla.
Güvenli bir işlem için okurlarımız nelere dikkat etmeli? (Merkez, ekip, takip)
Her şeyden önce doğru zaman, doğru yer ve doğru hekim. Gidecekleri zamanı iyi bilmeleri
gerekiyor: Hangi dönemde neyi istiyorlar, bunu bilmeleri gerekiyor.
İkincisi, başvuracakları kliniğin nerede olduğunu, ruhsatlı olup olmadığına, Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı olup olmadığını araştırmaları gerekiyor. Daha sonra hekimin uzmanlığı, ne mezun olduğuna, bu zamana kadar yapmış olduğu işler, internette veya sosyal medyada artı/eksi yorumları, hasta değerlendirmeleri, mahareti ve yaptığı en iyi işler gibi unsurlara bakmaları gerekiyor.
Eğer medikal estetik alanında bir ürün uygulanacaksa, o ürünün de Türkiye Cumhuriyeti’nde Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı olup olmadığı araştırılmalı.
Etik açıdan “kırmızı çizgileriniz” neler? Hangi durumlarda işlem yapmıyorsunuz?
Eğer bir işlemi hastaya uygun görmüyorsam ve hastanın aleyhine olabilecek bir işlemse,
hastaya zarar verebileceğimi düşünüyorsam ya da sonucu her şeyden önce beni mutlu
etmeyecekse o hastaya o işlemi yapmam.
Ben şöyle bir prensipteyim: İşlem yapacağım zaman, cerrahi ya da cerrahisiz, her hasta
zaten mutlu olur.
O yüzden uygun görmediğim, kendime ya da çevremdekilere istemediğim yanlış işlemi,
doğru olmayan bir işlemi asla hiç kimseye yapmam. Burada hayır demek çok önemli. Bizler de yeri geldiğinde hayır demeyi bilmemiz gerekiyor.
Estetik Cerrahide Güvenlik ve Doğallık Op. Dr. Arash Jafari Yanıtladı
Yorum Yaz